Ana Sayfa Sağlık 14 Ocak 2013 516 Görüntüleme

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar bir kişiden diğerine cinsel temas yoluyla geçirilen hastalıklardır ve dünyada en sık rastlanan enfeksiyon hastalıklarındandır. Doğal olarak birden fazla seks partneri olan kişiler, daha fazla risk altındadırlar.

Bu gibi hastalıklar doğumdan önce, doğum sırasında veya doğumdan hemen sonra anneden bebeğe veya öpüşmeyle, bozuk kan nakli yoluyla veya sterilize edilmemiş hipodermik şırıngaların kullanılmasıyla da geçebilir. Hastalıkların kökeninde bakteri, virüs veya parazitler yer alabilir.
Tüm tarih boyunca cinsel yolla bulaşan hastalıklar kaydedilmiştir ve yirminci yüzyılın sonuna kadar bunlar ”zührevi hastalıklar” olarak adlandırılmıştır.
ABD’de rapor edilen yıllık yeni vaka sayısı sanayileşmiş dünya içerisindeki en yüksek rakam olup, gelişmekte olan ülkelerin bazılarında daha yüksektir. Klamidiya ülkede en sık rapor edilen bulaşıcı hastalıktır.


Bakteriyel hastalıklar
Klamidiya: Klamidya bakterilerinin yol açtığı enfeksiyonlar sonucu kadınlarda, kokusuz sarı renkli akıntı, adet dönemlerinin ortalarında Kanama, cinsel iliş­ki sırasında ağrı gi­bi sorunlar ortaya çıkıyor. Pelvis iltihabı hastalığı, dış gebelik, prematüre doğum ve bebeklerde konjonktüvit veya zatürreye neden olan enfeksiyonlarla bağlantılıdır.
Erken yaşta çok sayıda partner ile ilişkiye girmek bu virüsün başlıca nedeni. Batılı toplamlarda daha sık görülse de, uzmanlar son yıllarda ülkemizde de bu tür ilişkilerin oldukça arttığını belirtiyor. Güvensiz ve ko­runmasız yapılan seks, cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklarda olduğu gibi, bu virüse davetiye çıkarıyor.

Şankr: En fazla tropik bölgelerde görülen ve sıklıkla HIV enfeksiyonuyla ilişkil cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Cinsel yolla bulaşmasından üç beş gün sonra belirtiler kendini göstermeye başlar. Genital organlar ve anüs çevresindeki küçük, ağrılı torbacıklar patlayarak yüzeysel ülserler oluşturur. Frenginin (sifilis) ilk belirtilerine benzer; ülserleri bölgesel şişlikler ve lenf bezlerinin iltihabı izler.
 

Bel soğukluğu: Belsoğukluğunun etkeni, gonokok cin­sinden Neisseria gonorrhoeae türü bak­teridir. Akut ya da kronik gidişli, daha çok id­rar yolları ve üreme organlarının muko­zasına yerleşen ve cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıktır. Esas olarak 15-30 yaş arasındaki kişileri etkiler ve oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. Çoğu kişide belirti vermez.

Kadınlarda;
* Sarımsı, kokulu bir vajinal akıntı,
* İdrar yaparken, ağrı veya yanma hissetme
* Anüste, kaşıntı, tahriş ve/veya akıntı.
 

Erkeklerde;
* Peniste sarı veya beyaz renkte akıntı
* Anüste, kaşıntı, tahriş ve/veya akıntı
* Prostad bezlerinde ve yumurtalarda iltahaplanma gibi belirtiler görülebilir.
 

Enfeksiyon vücuda yayılarak atardamar iltihabından kaynaklı ağrılara ve yüksek beden ısısına neden olabilir; tedavi edilmediği takdirde kısırlık, düşük veya prematüre doğuma yol açabilir.
 

Kasık granülomu: Tropikal ülkelerde fazla görülen, cinsel birleşmeyle geçen, genital organlarda kronik iltihaba yol açan bir hastalıktır. İlk belirti yuvarlak, kabarık bir şişlik oluşturan ağrısız, kırmızı bir nodüldür. Enfeksiyon genital bölgededir ancak hem kadınlarda hem de erkeklerde anüs, kalçalar ve yüzde de enfeksiyon görülebilir. Sıklıkla frengi ya da bel soğukluğuyla birlikte görülür; cinsen yolla bulaşan diğer bazı hastalıklar kadar bulaşıcı değildir.
 

Lenfogranülom venereum (LGV): Klamidiyayla aynı organizmanın neden olduğu lenf damarları ve lenf bezleri enfeksiyonudur ve nadir olarak görülen bir hastalıktır. Özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde daha yaygın olan bu hastalığın belirtileri lenf bezlerinde şişme, ülserler, genital organlarda büyüme ve rektal daralmadır. Ateş ve eklem ağrısı sık görülür. Erkeklerde bu hastalığın seyri, genellikle kasık bölgesinde birbiriyle birleşen apseler görüntüsündedir. Kadınlarda ise, lenfatik sistemin tıkanmasına kadar gidebilecek ağır tablolar olabilir.
 

Frengi (sifilis): Frengi genellikle cinsel yolla bulaşan bakteriyel ve ağır bir hastalıktır. Frengiye Treponema pallidum isimli bir bakteri sebep olur. Sifilis diye de adlandırılan frengi, 16. yüzyıl da Asya ve Avrupa’yı kasıp kavurdu. Bu hastalık hâlâ sık olarak görülür ve hatta son yıllarda artış göstermiştir. Aralarında aylar ve bazen yıllar bulunan üç aşamada ilerler.
Birinci devre frengi; bu dönem, vakaların yüzde 95’inde cinsel organlarda görülen şankr dönemidir. Dudaklar, ağız, dil, meme başı, rektum veya genital organlar üzerinde görülebilen ağrısız, dairesel bir şankr lezyonuyla başlar; lenf bezleri genişleyebilir ancak ağrı yapmaz.
İkinci devre frengi; Hastalığın 2. ayından 3. veya 4. yılına kadar sürer. Hasta için daha az rahatsız edici, ancak çok bulaşıcı olduğu için oldukça tehlikeli bir dönemdir. Şankr iyileşir; haftalar veya aylar sonra vücuttaki her bir organ ve dokuya yayılan mikropların neden olduğu ikincil belirtiler ortaya çıkar.
Üçüncü devre frengi; 10 ila 25 yıl sonra, tedavi edilmeyen hastalarda bu döneme özgü karakteristik lezyonlar ve belirtiler ortaya çıkabilir. Vücudun kılcal damarlarının harap olduğu yerlerde gom denilen tahribat ve şişlikler oluşur; kronik menenjit, boşaltım yapmada bozukluk ve bunları yaparken şiddetli ağrılar ortaya çıkar. Üçüncü derecedeki frengi sinir sitemine de etki eder.
 

Virüse bağlı hastalıklar
AIDS: HIV etkeni nedeniyle insanlarda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. Vücut sıvıları ve kan yoluyla bulaşır. Virüs lenfositleri (bağışıklık sistemi açısından temel teşkil eden hücreler) işgal eder ve tahrip edene kadar içlerinde çoğalır. Virüsü başka insanlara geçirebilecek vücut sıvıları kan, meni, vajina ve rahim sıvıları ve meme sütüdür. İğnelerin paylaşılması durumunda damar içi uyuşturucu kullanılımıyla da HIV yayılabilir.
Bilinen ilk AIDS vakaları 1981’de ABD’nin New York ve Kaliforniya eyaletlerinde rapor edildi. AIDS teşhisi konulan ilk şahısların çoğu hastalığı cinsel yolla kapan eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan damardan alınan uyuşturucu bağımlılarıydı. 1983 yılında Amerikalı ve Fransız araştırmacılar hastalığın nedeninin HIV olduğunu buldular ve 1985’e gelindiğinde bu virüsü tespit eden serolojik kan testleri geliştirildi.
 

Hepatit B (HBV): Ülkemizde taşıyıcılık oranı %3 ile %7 arasında olan bu hastalık kan nakli, paylaşılan iğnelerle damar içi uyuşturucu kullanımı, korunmasız cinsel ilişki veya deriyi kesen kesici aletler yoluyla bulaşır. Virüs yıllarca vücutta kalır. Kronikleşebilir ve siroz ya da kanser yoluyla karaciğerde kalıcı hasara yol açar. Bulaşmasından sonra yaklaşık 40 günle 6 ay arasında ortaya çıkabilen belirtiler arasında yorgunluk, karın ağrısı, iştah kaybı, bulantı, kusma, idrarda renk koyuluğu ve sarılık yer alır. Tedavi yatak istirahatıdır. HBV’li bir anneden doğan bebeklerin enfekte olma olasılığı %95’tir. En az beş yıl koruma sağlayan bir aşı mevcuttur.
 

Genital herpese: Yaygın adı ile uçuk olarak bilinen lezyon, Herpes Simpleks Virus (HSV) adı verilen virüsün yol açtığı bir enfeksiyondur. Sadece 45 milyon kişi A.B.D.’de bu hastalğa yakalanmıştır ve her yıl 500.000 yeni vaka ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun dramatik olan yanı hastaların %80’i ya herhangi bir yakınma ortaya çıkmadığı ya da belirtileri yanlış yorumladığı için hasta olduğunun farkında değildir.
Kırmızımsı renkte hızla büyüyen yumuşak yumrular genellikle genital bölgede, sünnet derisinde, rahim ve vulvada görülür (vulva: Dişi cinsel organlarının dış kısmına verilen latince addır). Siğiller cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olabilir. Genital siğilleri olan kadınlar Pap simir testi de dahil olmak üzere düzenli jinokolojik muayenelerini yaptırmalıdırlar.
 

Parazit hastalıkları
Pubis biti: Kasık biti de denilebilir. Kalabalık hayat koşullarında karşılaşılan bir sorundur. Genellikle cinsel ilişki sırasında geçer ancak yatak ve giysilerden de geçmesi mümkündür. Mikroskop altında yengeç gibi gözüken küçük beyaz zerrecikler olan bitler kanla beslenir. 30 gün kadar yaşayabililrler ve bu süre zarfında defalarca çiftleşirler. En yaygın olarak görülen belirtisi özellikle gece yarısı insanı perişan eden çıldırtıcı bir kaşıntıdır. Tahriş veya küçük mavi noktalar da görülebilir.
 

Uyuz: Serkopt denilen gözle zorlukla görülecek kadar küçük olan uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek meydana getirdiği kaşındırıcı ve bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Yetişkinlerde genellikle cinsel temas yoluyla bulaşır. Özellikle el, bilek, parmak araları, koltuk altları, karın bölgesi ve peniste şiddetli kaşıntılar ve çizgi şeklinde yaralar görülür.
 

Trichomonas Vaginalis (TV): Trichomonas Vaginalis kuyruklarıyla hareket eden ve vajinal ortamda kolaylıkla üreyerek vajinit yapabilen bu mikroskopik parazitin cinsel yolla bulaştığı düşünülmektedir. Henüz yeterince kanıtlanmamış olmasına karşın ortak kullanılan tuvaletlerden, havlulardan ve iç çamaşırlardan, havuzdan da bulaştığı düşünülmektedir. Vajina, uretra, idrar torbası ve bazen de bezeleri etkiler. İdrar yaparken ağrı ve kaşıntıya neden olsa da enfekte olan erkeklerin %90’ında belirti görülmez.

 

Eğer cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalanıp tedavi edilmezseniz bu ciddi sonuçlar verebilir. Kısırlık ya da kadınlarda dış gebelik gibi… Ayrıca bir cinsel yolla bulaşan hastalığa yakalanmak, AIDS (HIV) virüsünü almayı kolaylaştırır. Kadın kondomu cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlasa da, cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan kişi belirtiler mevcutken veya doktor tarafından güvenli olduğu belirlenene kadar cinsel temastan kaçınmalıdır.
 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com